Başarılı Ama Tatminsiz Olmak

Başarılı ama tatminsiz olmak, dışarıdan bakıldığında pek anlaşılmayan bir durumdur. İnsanlar genelde başarıyı mutlulukla eşleştirir. İyi bir işin varsa, düzenli bir gelirin varsa, hayatında büyük bir problem görünmüyorsa mutlu olman gerektiği düşünülür. Ama gerçek hayatta bu her zaman böyle işlemez. Hatta birçok kişi tam da bu noktada bir çelişki yaşar. Her şey yolunda gibi görünür ama içten içe bir eksiklik hissi vardır. Sabah kalkarken isteksizlik, yapılan işlerden keyif alamama ve sürekli bir tatminsizlik hali bu durumun en belirgin işaretleridir.
Bu tür duygusal süreçler, samsun psikiyatri alanında da sıkça değerlendirilen konular arasındadır. Bu hissin en önemli nedenlerinden biri, başarının çoğu zaman dış kriterlere göre tanımlanmasıdır. İnsanlar neyin “iyi” olduğunu genellikle kendileri belirlemez; toplum, aile ya da çevre bu kriterleri şekillendirir. İyi bir meslek, yüksek gelir, statü ya da saygınlık gibi unsurlar başarı olarak kabul edilir. Kişi bu hedeflere ulaştığında kısa süreli bir rahatlama yaşar ama bu duygu kalıcı olmaz. Çünkü aslında ulaşılmış olan şey, kişinin gerçekten istediği değil, olması gerektiği düşünülen şeydir. Bu fark edilmediğinde kişi neden tatminsiz olduğunu da anlamakta zorlanır.
Bir diğer önemli nokta, sürekli hedef odaklı yaşama alışkanlığıdır. İnsanlar genelde bir hedef belirler, ona ulaşmak için çabalar ve ulaştığında kısa süreli bir iyi his yaşar. Ama çok geçmeden yeni bir hedef ortaya çıkar. Bu döngü sürekli tekrar eder. Bu yüzden kişi hiçbir zaman “yeterli” hissine ulaşamaz. Sürekli bir sonraki adımı düşünmek, içinde bulunulan anı değersizleştirir. Zamanla kişi neyi başardığını değil, neyi henüz yapamadığını görmeye başlar.
Tatminsizlik hissinin bir başka nedeni de kişinin kendisiyle temasının zayıf olmasıdır. Ne istediğini değil, ne yapması gerektiğini bilen bir yaşam tarzı zamanla içsel bir boşluk yaratır. Birçok kişi hayatını otomatik pilotta yaşar. Okul seçimi, meslek seçimi, hatta ilişkiler bile çoğu zaman sorgulanmadan ilerler. Bu durum uzun vadede “ben aslında ne istiyorum?” sorusunu beraberinde getirir. Bu soruya net bir cevap verememek ise tatminsizliği daha da artırır. samsun psikiyatri değerlendirmelerinde sık karşılaşılan bir durumdur.
Bunun yanında sürekli üretmek zorunda hissetmek de önemli bir etkendir. Günümüzde verimli olmak, çalışmak ve sürekli ilerlemek neredeyse bir zorunluluk gibi sunuluyor. Dinlenmek ya da hiçbir şey yapmamak çoğu kişi için suçluluk yaratıyor. Bu da zihinsel bir yorgunluk oluşturuyor. Zamanla kişi sadece yorulmakla kalmıyor, aynı zamanda keyif alma kapasitesini de kaybediyor. Yani sorun sadece yorgunluk değil, aynı zamanda hayattan alınan zevkin azalması oluyor.
Tatminsizlik yaşayan birçok kişi bir süre sonra bunu kişisel bir problem olarak görmeye başlar. “Ben niye mutlu olamıyorum?” ya da “bende bir sorun var” gibi düşünceler ortaya çıkar. Oysa bu durum çoğu zaman bir karakter problemi değil, yanlış kurulan bir beklenti sisteminin sonucudur. Başarı ile mutluluğun aynı şey olduğu düşüncesi gerçekçi değildir. İnsan sadece başardığı için değil, yaptığı şeyin kendi iç dünyasıyla uyumlu olması durumunda tatmin olur.
Bu durum fark edilmediğinde kişi kendini daha fazla zorlamaya başlar. Daha çok çalışır, daha fazla üretir, daha büyük hedefler koyar. Kısa süreli iyi hisler yaşasa da bu durum kalıcı olmaz ve aynı boşluk hissi geri gelir. Bu döngü zamanla kişiyi daha da yorar. Bir noktadan sonra hiçbir şeyin yeterli gelmediği bir duruma dönüşebilir.
Bu noktada yapılması gereken şey, yüzeysel motivasyon önerilerinden çok daha derin bir sorgulamadır. Öncelikle başarı tanımının gerçekten kişiye ait olup olmadığına bakmak gerekir. Ardından kişinin ne yaparken kendini daha canlı hissettiğini fark etmesi önemlidir. Bu her zaman büyük değişiklikler yapmak anlamına gelmez. Bazen küçük farkındalıklar bile yön değiştirir. Aynı zamanda sürekli ilerleme baskısını biraz azaltmak, durup düşünmeye alan açmak gerekir. Çünkü ne yaptığını anlamadan devam etmek, sadece aynı döngüyü sürdürür.
Eğer bu tatminsizlik hali uzun süredir devam ediyorsa ve kişi artık hiçbir şeyden keyif alamamaya başladıysa, bu durumun profesyonel olarak ele alınması faydalı olur. Özellikle samsun psikiyatri hizmetleri kapsamında bu tür başvurular oldukça yaygındır. Çoğu zaman kişi ilk başta neyin yanlış olduğunu net olarak ifade edemez ama süreç ilerledikçe bu hissin altında yatan nedenler daha anlaşılır hale gelir.
Sonuç olarak başarılı olmak, tek başına yeterli bir şey değildir. İnsan sadece hedeflere ulaşarak değil, o hedeflerin kendi iç dünyasıyla uyumlu olmasıyla tatmin olur. Aksi halde dışarıdan dolu görünen bir hayat, içeride boşluk hissi yaratmaya devam eder. Bu yüzden belki de en önemli soru şudur: Gerçekten istediğin hayatı mı yaşıyorsun, yoksa olması gerektiğini düşündüğün hayatı mı? Bu soruya verilecek dürüst bir cevap, birçok şeyin başlangıcı olabilir.